AÇILIŞ MALATYALI ERMENİLER İÇİN BİR BAYRAM GÜNÜDÜR

Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan, Malatya Üç Horan Ermeni Kilisesinin açılışında yaptığı konuşmada “Bu açılış Malatyalı Ermeniler için bir bayram günüdür. Eski Malatya Valisi Ulvi Saran’ın duyduğu çığlığı,başlattığı girişim bugün bir başka vali tarafından başarıyla taçlandırılıyor, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan’da bu eseri ayağa kaldırmıştır” dedi.

 

Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan, Kilisenin açılış töreninde yaptığı konuşmada, önce kilisesinin tarihini anlatarak , “Sizlerle birlikte bu tarihi günü paylaşmanın memnuniyetini ve kıvancını taşımaktayım. Pandeminin kısıtlayıcı koşulları altında gerçekleştirilen sınırlı katılımlı bu açılış töreni tarihi öneminden bir şey kaybetmiyor. Biz de bu önemli olaya tanıklık etmek için İstanbul’dan küçük bir kafileyle katılmak şansına eriştiğimiz için yüce Allah’a hamt sunuyorum. Bireylerin doğuşu gibi binaların açılışı da heyecan yaratır.  Bu kilise binası da 1893’te ibadete açıldığında Malatyalı Ermeniler için büyük bir sevinç ve övünç kaynağı olduğu muhakkaktır. Bireyler gibi binaların da kaderi vardır. İnşa edenler en iyi niyetleriyle yüzyıllara meydan okuyarak ayakta kalacak bir bina yaptıkları umudundadır. Ama “Çocuğunun tahtını yaparsın ama bahtını yapamazsın” sözü uyarınca Taşhoran Surp Yerrortutyun Kilisesini inşa eden ve ibadete açan Malatyalılar da ellerinden gelenin en iyisini yapmışlar ve dualarla kiliselerinin zamandaki yolculuğunu başlatmışlardı. Açılıştan bir on yıl kadar sonra 1905’te kilise bir depremin hışmına uğradı, çatısı çöktü. Onarıp tekrar ibadete açtılar. On yıl sonra bu kez kilise Malatyalı Ermeniler gibi Anadolu’yu kasıp kavuran politik bir kasırganın tam ortasında kaldı. Halkı göçtü. Kapıları ibadete kapatıldı. Bir müddet cephanelik olarak kullanıldı. Sonra kendi halinde çürümeye terkedildi. Kaderi Anadolu’da yok olan binlerce kilise gibi olabilirdi ama olmadı. O ayakta kalmayı başardı ve Malatya halkına el sallamaya, “Ben buradayım” demeye devam etti” diye konuştu.

ULVİ SARAN KİLİSENİN YARDIM ÇIĞLIKLARINI İŞİTTİ

Kilisenin ilk restorasyon çalışmalrını Malatya Eski Valisi Ulvi Saran tarafından başlatıldığını da ifade eden Maşalyan Şöyle devam etti:

“Yaklaşık bir yüzyıl sonra 2010’da günlerden bir gün kentin en büyük devlet yetkilisi dönemin valisi sayın Ulvi Saran kilisenin yardım çığlıklarını işitti. Çatısı çökmüş bina için hayati bir karar alınmalıydı. Ya zamanla yok olmaya terk edilecekti ya da bir insanlık mirası olarak Malatya’ya ve ülkeye kazandırılacaktı. Zamanın ruhu AK Parti hükümetini yeni açılımlarla hiç denenmemiş olanları denemeye sevk ediyordu. Yeni Türkiye denenmemiş yeni yol ve yöntemleri devlet aklına kazandırmayı gerekli kılıyordu. Anadolu’nun zengin ve çok renkli tarihini sergilemek, Türk milletini oluşturan farklı halkların, dillerin, dinlerin, mezhep ve kültürlerin çeşitliliğini bir zenginlik olarak algılamak ve farklılıkları ülke için bir kazanç olarak görme anlayışına kapılar sonuna kadar açılıyordu. Elbette devletin zirvelerinde alınan olumlu kararların yerel uygulamaları kolay olmuyordu. Değişimi başlatmak için düğmeye basacak vizyon sahibi ve öngörülü devlet adamlarına, belediye başkanlarına ihtiyaç vardı. Malatya o sıralarda şanslıydı. Vali Ulvi Saran devletin bu yenilikçi iradesini yansıtma becerisine ve iradesine sahipti. Büyük bir ihtimalle Van ilindeki Ahtamar Kilisesinin onarımının ve açılışının turizme ve ülke imajına katkısının farkındaydı. İşte Taşhoran Ermeni Kilisesinin de benzer bir katkıyı Malatya iline kazandıracağını öngörerek zamanın Belediye başkanıyla birlikte çalışmaları başlattı. Buradan sayın Ulvi Saran’a minnettarlığımızı iletiyoruz. Tutarlı bir devlet politikasıyla Malatya’nın tüm vali ve belediye başkanlarının katkısıyla, on yıllık titiz bir çalışma sonucu kilise başarılı bir şekilde restore edildi. Ahtamar gibi Taşhoran Surp Yerrortutyun Ermeni Kilisesi de bir müze-kilise olarak kapılarını bugün dünyaya açıyor. Bundan böyle bu bina bir ibadet ve kültür alanı olarak hizmet vermeye devam edecek.

On yıl önce restorasyon çalışmalarına start verildiğinde bu kilisenin kaderini belirleyecek önemli bir adım da İstanbul’da yaşayan Malatyalı Ermeniler tarafından atılıyordu. Malatya Hemşeri Derneği kuruluyor ve İstanbullu mimar ve mühendisler Haycar Derneği altında örgütleniyorlardı. Tüm bu girişimlerin başında cemaatimizin sevilen, becerikli ve çalışkan Malatyalı üyeleri yer alıyordu. Burada dostlarımız yüksek mimar sayın Kevork ÖzKaragöz’ü ve sıkı bir Malatya sevdalısı sayın Hosrov Köletavitoğlu’nu anmayı bir borç bilirim. Tarihi eserlerin onarımı bilgi, beceri ve özeni gerektirir. Bazen onarım işi öylesine bilinçsizce sürdürülür ki, yapıya yarardan çok zarar verilebilir. Ermeni mimarisine vakıf mimarların katkısının aranması ve sağlanması onarımın başarısındaki en önemli faktörlerden biri olmuştur. Ermeni mimarların katkısıyla yapılabilecek en özgün restorasyonun gerçekleştirildiğine tanık oluyoruz. Bu konuda böyle bir iş birliğine hazır açık görüşlü anıtlar kurulu yetkililerine gönül dolusu teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Bu kilisenin onarım süreci İstanbullu Malatyalılar arasında da bir canlanma ve heyecan oluşmuştur. Malatyalılar Derneğinin gerçekleştirdiği düzenli gezilerle bu ilgi artmış ve perçinlenmiştir. Bu vesileyle Malatya Hemşeri Derneği Hayder’i sayın Başkan Nurhan Gezdirici şahsında onarım sürecine katkılarından dolayı tebrik ediyorum. Malatyalı Ermeni cemaatimizin aktif üyesi sayın Serdar Boyacı’yı da bu mutlu gün dolayısıyla kutluyorum.

KİLİSE BUGÜN TAÇLANDIRILIYOR

On yıl önce bir Malatya valisinin başlattığı girişimin  bugün bir başka vali tarafından başarıyla taçlandırıldığını da kaydeden Maşalyan şunları söyledi:

Bu vesileyle Malatya Valisi Sayın Aydın Baruş’a bu görkemli günün mimarı olarak şahsım ve Malatyalı Ermeniler adına teşekkürlerimi ve tebriklerimi sunuyorum. Sayın valim, devletimiz şahsınızda bu başarıyla bir kez daha yücelmiştir. Bugün bu açılış yöre için bir dönüm noktası niteliğindedir. Ülke adına Malatya’da gerçekleştirilecek daha nice kültür yatırımlarının ilk adımı olacaktır. Bu bakımdan bu restorasyona verdikleri kalıcı destek dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanlığına Sayın Bakan Mehmet Nuri Ersoy adına teşekkürlerimizi sunuyoruz. Edindiğim bilgiye göre bu önemli onarım Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından özel bir şekilde desteklenmiş ve teşvik edilmiştir. Buradan kendilerine şükranlarımızı iletiyoruz. Kendilerinin sağlık ve afiyeti için her daim duacıyız.

Kilisenin onarımında olmazsa olmaz katkıyı Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Selahattin Gürkan’ın getirdiğini hepimiz gayet iyi biliyoruz. Bürokrasinin ağır işleyen, sıkça da duran çarklarını döndürmeyi başaran, onarımın layıkıyla, hakkını vererek yapılmasını sağlayan, her bir ayrıntıyla şahsen ilgilenen ve bugün Malatya’ya bir kültür anıtı daha kazandırmanın haklı gururunu taşıyan sayın Selahattin Gürkan’ı gönülden tebrik ediyor, teşekkürlerimizi sunuyoruz.

“LİDER GEREKTİĞİNDE POLİTİK RİSK ALARAK HALKININ ÖNÜNE GİTMESİNİ BİLEN YÖNETİCİDİR”

Sayın başkanım. Malatya halkının şahsınıza gösterdiği teveccühün yersiz olmadığını bugün bir kez daha kanıtlıyorsunuz. Lider gerektiğinde politik risk alarak halkının önünde gitmesini bilen yöneticidir. Siz de bir eğitimci olarak ve derin bir tarih bilinciyle böyle bir kilisenin Malatya’ya kazandırılmasının tutarlılık açısından bir şart olduğunu anlıyorsunuz. Yedi bin yıllık Aslantepe Höyüğünden bu yana 27 medeniyeti ağırlamış olan Malatya, tarihinin son 1700 yılında her zaman önemli bir Hristiyan varlığına sahiplik etmiştir. Dünya turizmine açmayı hedeflediğiniz Malatya’da Hristiyan inanç ve kültür halkasının eksikliğini görerek bu mabedin kente kazandırılmasının önemini en iyi siz takdir ediyorsunuz. Bu uğurda sergilediğiniz cesaretinizi ve öngörünüzü tebrik ediyoruz. Sizinle sohbetimiz bana filozof Platon’un mutlu bir ülke için en önemli şartı açıkladığı vecizesini anımsattı. “Mutlu bir ülke için ya krallar bilge olmalı ya da bilgeler kral olmalı” diyor filozof. Siz her ikisisiniz de. Allah bu kentin ve halkının mutluluğunu artıracak hikmetinizi hiç eksiltmesin.

Elbette bu açılışın Malatyalı Ermeniler için bir bayram günü olduğuna hiç şüphe yoktur. Malatya’nın giderek azalan Hristiyan bakiyesi için bu kilisenin açılışı bir can suyu niteliği taşıyor. Ermeni dünyası için de Türk-Ermeni ilişkilerinin geliştirilmesi açısından önemli ve anlamlı bir dostluk mesajı içermektedir. Bin yıllık Türk-Ermeni ilişkilerinde vurgulanacak o denli parlak ve olumlu olaylar ve yaşanmışlıklar var ki, bunların gelecekte kurulması şart olan dostluk köprüleri için ön plana çıkarılması gerektiğine inanıyoruz. İbadete açılan bu kiliseyi işte Ermeniler ve Türkler, Hristiyanlar ve Müslümanlar arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin bir anıtı olarak da değerlendirmek durumundayız.

Maalesef Anadolu’nun pek çok köşesinden Ermeni tarihi eserlerine yönelik üzücü haberler alıyoruz. Kilise ve manastırlar define avcıları tarafından delik deşik ediliyor, mezarlıklarımıza gerekli saygı ve ihtimam gösterilmiyor. Tarihi eserler her ülke için altın yumurtlayan tavuk gibidir. Bu eserlerin toprağın üstünde görünen kısmı sürekli gelir sağlayan bir turizm hazinesidir. Bugün Malatya kenti, Ermenilere kazandırdığı bu kilise, bakımlı mezarlığı ve dua eviyle yöredeki diğer illere örnek olacak bir medeniyet seviyesi sergiliyor. Umarız Malatyalıların ve Malatyalı yöneticilerin oluşturduğu bu hoşgörü iklimi bulaşıcı olur ve biz Anadolu’nun her köşesinde onarılan kiliseleri, manastırları ve korunan bakımlı mezarlıkları konuşuyor oluruz. Türkiye’ye yakışan da budur zaten.

Sevgili Malatyalı Ermeni kardeşlerim. Bu kilisenin ibadete açılmasından sonra Malatya’da kalmanız için yeni bir nedeniniz daha oluştu. İbadetlerinizi daha sık gerçekleştirebilecek, birbirinizle temasınız artacak ve diğer Ermenilerle bağınız güçlenecektir. Bu kilisenin ibadetin yanı sıra bir kültür hizmeti de verecek olması etkisini katlayacaktır. Patriğiniz olarak bu güzel günü sizlerle paylaşmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Bu hayırlı işe tüm emeği geçenleri sevgi ve saygıyla selamlıyor ve kutluyorum. Tüm bu emekleri Rab kutsasın. Bu kiliseyi kuranların ve burada ibadet eden ecdadımızın ruhlarına da Allah rahmet eylesin.”

Bunları da Okuyabilirsin.

Başhekim Deniz’den Rektör Karabulut’a Ziyaret

Malatya Turgut Özal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma hastanesi Başhekimliği görevine atanan MTÜ Dr. Öğretim Üyesi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir