Doğaya ve Yaşam Alanlarına Yönelik Artan Tahribatların Önlenmesine İlişkin Araştırma Önergesi

Türkiye’de doğaya ve yaşam alanlarına yönelik artan tahribatların tespit edilerek önlenmesi ve ekolojik varlıkların korunması için alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98. ve TBMM İç Tüzüğün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederim.

 

 

 

Züleyha GÜLÜM

İstanbul Milletvekili

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GEREKÇE

AKP’nin iktidara geldiği 2002’den günümüze kadar Türkiye’de doğaya yönelik ekolojik tahribatlar artarak devam etmektedir. Doruk noktasına ulaşmış olan bu talan ile doğa; sınır tanımaz bir şekilde sermayenin yağma ve talanına açıldığı, ekonomik krizden çıkış yolu ve meta olarak sunulduğu, doğal ve kültürel varlıkların belli sermaye gruplarına aktarıldığı bir alan haline getirilmiştir.

Yaşanan iklim krizine rağmen, başta kömür olmak üzere her türlü madenciliğe özel teşvikler verilmektedir. Kaz Dağları, Munzur, Murat Dağı, Cerattepe gibi önemli orman ve su havzaları maden şirketlerinin talanına açılmıştır. Hasankeyf ve Dicle Vadisi, Salda Gölü, Burdur Gölü gibi birçok doğal ve kültürel alanlar şirketlerin karları için yok oluşa terk edilmiştir. Maden işletmeleri, HES ve JES projeleri, termik ve nükleer santraller, taş ocaklarıyla tarım arazileri, ormanlar, meralar ve dereler yok edilmeye devam edilmektedir.

İstanbul Havalimanı proje sahası içinde 2012 yılından bugüne 8 milyon, havalimanı inşaatı için açılmış taş ocakları için en az 1,2 milyon ve havalimanına giriş sağlayan Kuzey Marmara Otoyolu için en az 3,7 milyon ağaç kesilmiştir. Bu alanlarda yaşayan tüm yaban hayat canlıları, ağaçlar, hayvanlar, bitki türleri evlerinden yerlerinden oldu ya da yaşamını kaybetti. İstanbul Havaalanının inşası sırasında su birikintisi denilerek 70 kadar göl kurutulmuştur.

Kaz Dağları’nda altın madeni ön hazırlık çalışması için kesilen yaklaşık 400 bin ağaç bölgenin ekolojik yapısının alt üst olmasına neden olmuştur.

Yıllardır çevresindeki kentlerin atıklarının açık kanalizasyon gibi kullanılan Marmara Denizi bugün artık atılan pislikler “deniz salyası – müsilaj” olarak ortaya çıkmaktadır.

Rize İkizdere’de yurttaşların tüm itirazlarına rağmen taş ocağı çalışmaları sürdürülmektedir.

Ilısu Barajı başta olmak üzere yapılan barajlar; pek çok tarihi ve kültürel yapıların yok olmasına neden olmuştur. 12 bin yıllık Hasankeyf, ömrü 40-50 yıl olacağı belirtilen Ilısu Barajının suları altında bırakılmıştır.

Doğu ve Güneydoğu illerinde yıllardır süren askeri operasyonlar, yangınlar ve kömür ocakları nedeniyle ormanlık alanların büyük bir bölümü tahrip olmuştur. Geçtiğimiz günlerde Şırnak’ın Cudi gölgesinde kömür ocakları için binlerce meşe ağacı kesilmiştir.

 

Bunları da Okuyabilirsin.

İYİ Parti Heyeti Marmaris’te

Son birkaç gündür Türkiye’nin dört bir tarafında yaşanan yangın felaketiyle alakalı olarak görüşlerimizi paylaşmak için …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir