Kara erik çağala, ye ki yaran sağala…

Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Aysun Bay Karabulut’un Star Gazetesinde yayınlanan yazısı.

 

En tanınmış türlerinin can eriği, papaz eriği, mürdüm eriği ve tatlı üryani eriği olduğu ülkemizde 200’ün üzerinde erik türü yetişiyor ve toplam meyve üretimimiz içerisinde 230 bin tonla önemli bir tutuyor. Bu miktarın dünya genelinde 10 milyon ton civarında olduğunu ve aşağı yukarı yarısının Çin’de yetiştirildiğini biliyoruz. Türkiye ise dünya sıralamasında altıncı sırada. Yusuf’a adı ile seslenen genç kız, gülümsedi ve iri bir kara erik uzattı ona ve ‘al’ dedi bunu, ‘yolda yersin…’ Sonra kimsecikler duymasın diye sesini alçaltarak ve biraz da endişe ile fısıldadı: ‘Gel beni al, al da nereye istersen oraya götür. Dünyanın öbür ucuna da olsa gelirim seninle.’ Gereğinden fazla ve özellikle de tuzlanarak tüketilen yeşil erik vücutta ödem oluşturabilmekte, demir eksikliğine, yorgunluk ve halsizliğe, anemi, saç dökülmesi, saç kuruması ve saç renginin bozulmasına ya da kısırlık ve şişmanlığa yol açabilmektedir.

Rivayet olunur ki, Harput’ta yaşayan Yusuf isimli bir genç her gün olduğu gibi beyaz atıyla şehirden çıkayazdığı bir sabah, çıkmalı bir evin camından gelen ısrarlı tıkırtılarla bakışlarını o tarafa çevirdi. Dünya güzeli bir kız pencereden kendisine el ediyor ve onu yanına çağırıyordu. Genç adam içi tir tir titreyerek ve kalbi yerinden çıkacakmış gibi çarparak atını pencerenin altına yaklaştırdı, heyecan ve merak içinde pencereye baktı. Yusuf’a adı ile seslenen genç kız, gülümsedi ve iri bir kara erik uzattı ona ve “al” dedi bunu, “yolda yersin…” Sonra kimsecikler duymasın diye sesini alçaltarak ve biraz da endişe ile fısıldadı: “Gel beni al, al da nereye istersen oraya götür. Dünyanın öbür ucuna da olsa gelirim seninle.” Şaşkınlıktan adeta lal olan Yusuf kara eriği aldı ve dikkatle beyaz mendilinin içine yerleştirdi, atının yönünü gerisingeri evine doğru çevirdi ve annesine koştu.

Erik nasıl bir meyve?

Uzatmadan söyleyelim: Hikâye mutlu sonla bitmemiştir. Yusuf ailesini kızı istemeye ikna edene kadar ne olmuşsa olmuş, genç adamın gönlüne ateş düşüren yeşil gözlü güzeller güzeli, memur olan babasının tayininin başka bir yere çıkması nedeniyle Harput’tan ayrılmıştır. Vakit eski vakittir, ne gidenin peşine düşmek, ne de kaybolanın izini adresini sürmek pek kabil değildir. Önce beyaz mendilinin içerisinde göğsünde taşımıştır kara eriğini Yusuf, daha sonra meyvenin çürümesi ile de çekirdeğini cüzdanına koyup ölene kadar cebinde gezdirmiştir. Denir ki, sonraları aşkın harı ile köze dönmüş âdem divane misali ortalıkta gezinirken Harputlular bu Allah adamı hemşerilerine neden eriği yemediğini çok sormuş, onunla şakalaşmış ve onun eriğiyle ilgili bir türkü yakmışlardır: “Kara erik çağala, ye ki yaran sağala… Hangi kitap yazıyor, ben sevem eller ala?” Yusuf’un elli yıl cebinde dolaştırdığı kara erik onun yarasına iyi gelir miydi bilinmez, fakat bu muhteşem meyvenin birçok derde derman olduğunu biz belirtelim.

Şeftali, kayısı ve nektarin türü meyvelerle aynı aileye mensup olup kırmızı, mor, yeşil, sarı ve turuncu gibi çeşitli renkleri bulunan erik, gülgiller familyasındadır. Meyve olarak yenildiği gibi kurutularak hoşaf ve pestil yapılmak suretiyle de değerlendirilmektedir. Çeşitli toprak türlerinde yetişebilmekle birlikte, en sevdiği toprak türü besin maddeleri bakımından zengin, humuslu, sıcak ve nemli topraktır. Bilinen en eski meyvelerden biri olup 2000’den fazla çeşidi bulunan eriğin dünyaya Kafkasya ve Hazar Denizi çevresinden yayıldığı tahmin edilmektedir. Asya’da binlerce yıldan beri bilinmekte, antik Mısır’da kültürü yapılmakta ve Amerikan yerlileri tarafından yoğun olarak tüketilmekteydi. Doğu Anadolu’nun yüksek yaylaları ile Güneydoğu Anadolu’nun bazı kurak kısımları bir yana bırakılacak olursa, ülkemizin her yanında yetiştirilebilmektedir. Bunun en önemli nedeni şüphesiz alt türlerinin çokluğu ve farklı ekolojik koşullara uyum sağlayabilme özelliğidir. En tanınmış türlerinin can eriği, papaz eriği, mürdüm eriği ve tatlı üryani eriği olduğu ülkemizde 200’ün üzerinde erik türü yetişmektedir ve toplam meyve üretimimiz içerisinde 230 bin tonla önemli bir tutmaktadır. Bu miktarın dünya genelinde 10 milyon ton civarında olduğunu ve aşağı yukarı yarısının Çin’de yetiştirildiğini biliyoruz. Çin’in ardından ABD ve Sırbistan gelmekte, Türkiye ise dünya sıralamasında altıncı sırada bulunmaktadır.

Klimakterik bir meyve olup dalından koparılışının ardından yaklaşık sekiz hafta boyunca olgunlaşmaya devam ettikten sonra bozulan eriğin ömrü uzun değildir. Bununla birlikte çeşitli türleri ile zengin bir vitamin, mineral, lif ve antioksidan kaynağıdır. İçeriğinde iyi miktarda A, B, C, E ve K vitaminleri ile karbonhidrat, kalsiyum, potasyum, magnezyum, sodyum, fosfor ve demir bulunmaktadır. Özellikle yüksek çözünebilir lif oranı ve organik asit içeriği ile dikkat çekmektedir. Ayrıca ABD’de yapılan bir araştırmada antioksidan kapasitesi bakımından en yüksek değere sahip olduğu tespit edilmiştir ki özellikle kuru eriğin bu açıdan yabanmersinini de aşmış olması kayda değerdir.

Vücudu sıkılaştırıyor

100 gramı 47 kalori olduğu için iyi bir diyet besini olan erik, kilo verme süreçlerine katkı sağlamakta ve bağ dokularını güçlendirdiği için insan vücudunu sıkılaştırmaktadır. Yüksek lif oranına bağlı olarak tok tutma özelliği ile öne çıkan kırmızı eriğin bu bakımdan çok etkili olduğu, cilt için de çok faydalı olup yaşlanmayı ve kırışık gelişimini de geciktiren bu erik türünün (muz, kivi ve incir gibi meyvelerin yaptığının aksine) kan şekerini dengelediği, vücuttaki demir emilimini (özellikle kırmızı et ve yumurta tüketiminin ardından alınan erik, demir biyoyararlılığını arttırmaktadır) hızlandırıp kolaylaştırdığı, kan hücrelerinin gereksinim duyduğu demir ihtiyacını karşılayarak kan dolaşımını düzene soktuğu ve kansızlığı önlediği not edilmelidir. Yine kırmızı eriğin sindirim sistemini ve bağırsak sağlığını koruduğu, örneğin bağırsak kurtlarının tedavisinde kullanıldığı, şişkinlik ve gazı önlediği, kan basıncını ve tansiyonu dengelediği, felç riskini azalttığı, ayrıca meme, bağırsak, pankreas ve mide kanserlerinden korunmak için tavsiye edildiği belirtilmelidir.

İçeriğindeki vitamin ve mineraller ile sinir sistemini güçlendiren, yorgunluğu gidererek insana enerji veren ve böbrek fonksiyonlarını destekleyen eriğin ateş düşürücü özelliği vardır. Adet düzensizliklerini gidermekte, karaciğer ve safra hastalıklarına iyi gelmekte, kolesterolü dengelemekte ve içerisindeki toksinleri temizleyerek koruma altına aldığı akciğeri hedef alan kansere, şeker, astım, bronşit, soğuk algınlığı, öksürük, kronik akciğer ile kalp ve damar rahatsızlıklarına karşı koruyucu bir işlev üstlenmektedir. Yine göz için de faydalı olan erik, retinadaki stres miktarını azaltmakta ve katarakt oluşumunu engellemektedir. Saçların kepeklenmesini önlediği ortaya konan erik çekirdeğinin ezilip püre haline getirildikten sonra cilde sürülerek bir çeşit maske olarak kullanıldığı ve cildi hem parlatıp hem de temizlediği vurgulanmalıdır.

Vücudun iyileşmesine ve kan damarları ile kasların inşasına katkı sağlamasının yanında enfeksiyon ve iltihaplara karşı da direnç oluşturan C vitamini içeriği ile bağışıklığı güçlendiren erik, östrojen hormonunu dengelemesi dolayısıyla menopoz döneminde olan kadınlar için gayet yararlı bir meyvedir. Ayrıca hamile kadınlarda fetüsün gelişimi açısından özellikle de yeşil erik çok önemli bir işlev görmektedir. Öte yandan yoğurt, ayran ve peynir gibi süt ürünleri ile birlikte tüketildiğinde kalsiyum emiliminin artması ve içeriğindeki mineraller dolayısıyla kemikleri güçlendirmesine (yapılan araştırmalar, kemik sağlığı üzerinde kurutulmuş erik seviyesinde bir etki ortaya koyabilmiş başka bir meyvenin olmadığını göstermiştir) bağlı olarak diş ve diş etlerini korumakta, böbreklerin ve böbrek üstü bezlerinin sağlıklı bir şekilde çalışmasına katkı sağlamaktadır.

Zihin sağlığı için tüketin

Eriğin bir diğer önemli ve dikkat çekici özelliği, zihin sağlığı açısından da oldukça etkili bir şifa kaynağı olmasıdır. Erik tüketimine bağlı olarak nörolojik alanlarda görülen iltihaplar azalmakta, öğrenme ve hatırlama yetenekleri gelişmektedir. Alzheimer ve Parkinson gibi rahatsızlıklar açısından adeta doğal bir ilaç olan erik, buna ilave olarak ihtiva ettiği triptofan aminoasiti ile uyku, iştah ve konsantrasyon gibi sorunların çözülebilmesi ya da beynin sağlıklı bir şekilde büyümesi ve ruh halini etkileyen hormonların oluşumu açısından da kıymetli bir meyvedir.

Son olarak belirtilmeden geçilmemesi gereken husus, eriğin bütün faydalarının yanı sıra insan sağlığına az da olsa zarar verebilecek olduğu gerçeğidir. Gereğinden fazla ve özellikle de tuzlanarak tüketilen yeşil erik vücutta ödem oluşturabilmekte, demir eksikliğine, yorgunluk ve halsizliğe, anemi, saç dökülmesi, saç kuruması ve saç renginin bozulmasına ya da kısırlık ve şişmanlığa yol açabilmektedir. Ayrıca erik, elma ve kereviz ile birlikte Huş poleni alerjenleri arasında yer almaktadır. Dolayısıyla buna bağlı olarak ağız ve boğazda kaşıntı ile şişme şikâyetleri ortaya çıkabilir.

Bunları da Okuyabilirsin.

Malatya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, hava sıcaklığının düşmesi nedeniyle su …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir